hüşrevpekmez*

Benim çok fazla boş vaktim var. Bu sayede boş vakitlerime insanlara söylemesem de olur şeyleri söylemeyi de söylediklerimin ardından günlerce düşünmeyi de sığdırabiliyorum. Bu sayede, her gün önünden geçtiğim yapma çiçekçideki iğrenç papatya demetinin nihayet satılmış olduğunu demek ki artık yapma çiçekçinin önünden geçerken o papatya demetine maruz kalmayacağımı sevinçle farkedecek kadar yapma çiçekçinin önünde dikilmeye vaktim var. Hatta yapma çiçeği alan kadının, evinde o çiçeği doğrudan çöpe atmadıysa tuvalet masasının mı yoksa salondaki masanın mı üzerine koyacağını düşünecek, dünyanın en çirkin yapma çiçeğinin aslında o kadar da çirkin olmadığını hissettirecek zemin ve etraf döşemeleri hususunda ufak çaplı bi tasarım çalışmasına girişecek tabi ki bunun için o çiçeği almış kadının nasıl bi zevke sahip olduğunu hayal edecek, zevkine uygun bi ev döşeyecek, sonra da o evden bi an önce kaçmak için çırpınıp rahatlayıp kendime gelecek kadar vaktim de var.

Bu sayede pek çok şey yapmak istemek, yapmayı neden istediğimi düşünmek, yapmayı neden istediğimi kendime neden sorduğumu öğrenmeye çalışmak için vakit bulma husunda da endişem yok. Civarımdaki amortisor sahibi amcaların sola sinyal verip düz gittiklerini farkedip salak demek için de panik yapmıyorum. Sakin sakin söylüyorum. Bir sürü şeyi merak etmek ama asla öğrenmeyip merak etmeye devam etmek, ne zaman öğrenecek gücü bulacağımı hesaplarken kafamı kaşımak da hayatımı çok fazla zorlaştırmıyo. Doğruluğunu ancak kendim kavrayabileceğim; sadece kendimi inandırabileceğim muhteşem çıkarımlar yapmak, çıkarımlarımı çıktıkları yere geri tıkmaya çalışmak, bazen başkalarının anlayacağı şekle sokmak ama kimseye açıklamamak konusunda kısa zamanda epey mesafe katettim üstelik. Merdiven basamağı başına düşen korkuluk tahtası hesabını da, evden okula yürürken kaç bina, kaç kuruyemişçi, kaç anahtarcı, kaç balgamlı tükürük, kaç izmarit geçeceğimi de evden çıkar çıkmaz yaptığım ilk tahminde neredeyse tutturabiliyorum. Bi simidi ısırdığımda aşağı yukarı kaç susamın masaya düşeceğini, bisikletle okuldan dönerken kaçıncı metrede yorulacağımı, yorulduktan kaç saniye sonra sigarayı bırakmayı aklımdan geçireceğimi, kaç saniye sonra bu fikirden de vazgeçeceğimi hep biliyorum. Dolayısıyla kendi hayatım beni pek şaşırtmıyo. Bindiğim otobüslerin soförleri ben otobüsteyken hiç o anda tatile çıkmak isteyip güneye falan yönelmediler. Bundan sonra yöneleceklerini de pek sanmıyorum. Neyin neye nasıl ne zaman ne hakla hangi sıfatla yarayacağı hakkında pek fazla bi fikri olmayan ben, tüm bunnların şimdiye dek bi işime yaramamış olduğunu az önce acıyla fark ettim.
Neyseki hayatıma anlam kazandırmak için izleyeceğim yol sayısı sınırlı değil. Mesela bugün cisme isim koyma, isme vazife yükleme günüm. Misal şu an yerde duran şey bir çantadır ve içine kıvır zıvırınızı koyar sırtınıza takarsınız. Evde kıvır zıvırınız zaten civarınızda olduğundan (telefon masada, sigara çakmak masada, diş ipi çekmecede, kitaplar komidinde, bozukluklar her yerde, cüzdan yerdeki yeşil şeyin içinde vb) dışarda kullanırsınız. Masamın üzerindeki şeffaf şey bir bardaktır.
Bardak dolu olduğu zaman bi yerinden tutulup dudağa götürülüp içeriği ağza boşaltılmak, boş olduğu zaman öylece bırakılmak, yanyana 5 6 tane ve boş olduğunda lavaboya bırakılmak için kullanılır.
Arada sırada telefon açıp napıyosun diyen lakayıt kişi arkadaştır. Arkadaş canı sıkıldığında seni arar ve naapıyosun der. Amacı senin de canının sıkılıp sıkılmadığını öğrenmektir. Sıkılmasını ister. Sıkılmıyosa bozulur. Anlam veremez. Kitlenir. Telefonu kapatır. Arkadaşlarımızı biz de canımız sıkıldığında arayıp canın sıkılıyo mu diye sormak için kullanırız. Canımız hiç sıkılmıyosa arkadaşımızın olmasına gerek yoktur. Zira insan demek sabır demektir tahammul demektir.
Sevgili, başınızı omzuyla göğsü arasında bi yere koyup kaybolmak istediğiniz kişidir. Sevgili sadece bu amaçla kullanılabilir. Bi yerlerinde kaybolmak istenebilir. Sevgili bu dünyada sizce bu işe yarayan tek kişi olduğundan ve kısıtlı imkanları dikkatli kullanmak gerektiğinden sevgilinizi başka konulara muhattap etmemelisinizdir. Omzuyla göğsüne iyi bakmasını tembihlemelisinizdir. Sevgilinizden hiçbir şey rica etmemelisinizdir çünkü var olduğu için size en büyük ödülü vermiş, sizden ne istediyse hakettiği için istemiştir. Yanınızda olduğu değil, olduğu için işe yarayan tek şey sevgilidir. Sevgili seçerken omzuyla göğsü iyi incelenmeli arasında başınızı sokacak bi yer olduğundan iyice emin olunmalıdır. Yoksa neyse deyip eve dönülmelidir.

* bilmiyorum ne demek.

estafirildak, 20.09.2004