gördük

geride bırakmak için ilerlemek lazım. durduğun yeri bilmek için diğerlerinin durduğu yeri bilmek yeterli midir kestiremedim fakat şu an. zaten daha önce de kestirememiştim. numara yaptım şimdi. geriye sayıyoruz. geçmişimize bakıp fotoğrafları getiriyoruz gözümüzün önüne. sonra o fotoğraflardan herhangi ikisini ardarda koyup anlamlı bi görüntü oluşturmaya çalışıyoruz. olmuyor. bulunduğumuz herhangi iki mekanı düşünüyoruz yanyana. yakışmıyor. ağzımızdan çıkan iki şey misal, Vebihamdik ve kontörüm bitti. nasıl yani ? Vebihamdik diyen mübarek dilimle kontörüm bitti. hiç ama hiç olmuyor. ne yazık ki bildiğim herhangi iki şey asla birbirinin yanında durmak istemiyor. iki adımda bir "kaç" diyorum kendime. sonra kaçan beni izliyorum durduğum yerden. burdan görünen o ki gittiği yere de yakışmıyor.

geride bırakmak için ilerlemek lazım. peki. ne yapıyorduk en son? serçe parmağımızla uğraşıyorduk. önce o değişecekti. sonra diğerleri ona imrenecekti. uğraştık di mi? sen daha sarılma bana. bak ben nelerin hakkından gelemiyorum. gelir gibi yapıyorum. serçe parmaktaydık en son. niye evrilemediğini düşünmekle meşgulduk. eline bi kağıt bi kalem alacaktın yani. sonra kendilerinin ne şekilde durması gerektiğini tartıp duracaktın. bunu düşünen insan boynunun hangi zarif hayvanat gibi durduğunu pek düşünmezdi. bi yerlerden birisi kendisini gözlüyormuş oyunları yapmazdı. bir kız bunu yapabilirse yapacak başka şeyi kalmaz zaten.

geride bırakmak için ilerlemek lazımsa konuşmayacaktık başkalarıyla. hepsinden önde gidiyorduk kendi kendimize. kendi kendimizin üstünden tekrar geçmenin anlamı da yoktu. şimdi yaptığımızın tam tersine tekabul eder bu tam olarak aslında. okumayacaktık da çünkü öyle kendi kendimize aslında güzel şeyler söyleyecek herkesin sustuğunu biliyoduk. ben güzel bir şey söylüyor olsam şu anda, az sonra “yolla” yı tıklamam yani. hayır tıklamam. görücez.

estafirildak, 28.02.2005