aziz mideme

sevgili ben, biliyorum durum kötü. ruhum bedbaht sarsılışlar sersem yaradılışlar kazara inanışlar sapkın bakışlar kargaşan kavrayışlar üşümüş bekleyişler sezilmiş keşfedişler silkinmiş serzenişler peynirsiz gözlemeler çürümüş hebelekler arasında çırpınıp durmakta. bilinmeyen bi güç tüm delikanlılarımızı ezik tüm genç kızlarımızı gotik tüm web alemini gudik aşmışları itik bilmişleri bezik sermişleri etik kılmaya falan çalışıyo. ben de seyrediyorum. çok acı çekiyorum.

şüphesiz ki sırıtmak benim için çözüm değil. kaç saklan oda kapının iç yüzü nere kadar di mi ama. kendimi örgütlemeye karar verdim. haklı bi mücadele sürdürücem. elbette her uzvumun çektiği çile kendinedir elleşmiim kavrulsundur kendi yağında her biri hatta asılsındır bizzat bacağından keşmekeşinden yola çıktığımda gördüm ki zaten içinde bulunduğum vahim durumdan kurtuluşun yolu her sabahta ve her akşamda ve her brançda ve her sahurda arsız bünyemi şiddetle doyurmaktan geçer. insan bünyesinin ön diş kısmının yirmibeş kilo arka diş kısmının doksan kiloluk bi kuvvetle besinlere geçirilebildiğini bi insan midesinin bir buçuk litreye kadar genişleyebildiğini öğrenmiş bi insan olarak kainatta mühim olan tek şeyin damarlarımdaki asil kanı çoğaltmak adına tıkınmaktan geçtiğini söylemekte bi sakınca görmüyorum. zaten yediklerimin bana verdiği zevkin intikamını alma yoluna gittiğine de karşılığında bişeyler beklediğine de pek şahit olmadım. üç dürüm yediğimde tasvip sekiz tanesini yediğimde tahrip hiç yiyemediğimde tahrik falan edilmiyorum. şüphesiz en kıymetli dostlarım yediklerim. pek muhteşem kainatın bi kısmını alıp içime koyduklarını da bildiğim sistemler içinde en iyi çalışanın benim gastrointestinal sistemim olduğunu da hiç aklımdan çıkarmicam. yemek suretiyle gerzekliğe ibadet edicem. kimse beni tutamicak.

estafirildak, 30.10.2004