hö?

İnsanlar belli bi bilinç düzeyini aştıktan sonra hep geri dönmek istermiş. Makul. Bence zaten bütün teoremler ya makuldur ya da aksak görünen bi yanları vardır ama neysedir. Herhangi bir şeyin üzerinde düşünecek kadar kabiliyetli diilim.

Bilinç düzeyi kendiliğinden artar. Öyle ha diince olmaz heralde. Ama ben bilinç düzeyimi arttırıcam diye debelenen insanlar gördüm. Geçen biri sinemada arkama oturdu. Yanındaki kıza, bak bu filmin adı rey bredborinin kitabından esinle böyle (herkes biliyo). fahrenayt 451, o da kağıdın tutuşma sıcaklığı (kitabın arkasında yazıyo) bi de dostoyevskiyi severim (söylenişi kolay) aslında ama rus yazarlardan(güzel yazıyolar fakat çok kalın) hoşlanmam falan diyodu. Kız da sanırım sussun diye öpüyodu. Öyle sevgili olmuşlar birlikte sinemaya gelmişler ne hoş fakat hala ikisi de iyi bildiği işi yapmaya devam ediyo. Biri zırvalıyo diğeri şapırdıyo. Sevgililik kurumuna hakettiği değer verilemiyo. Neyse, konu bu değil.
Duyduğu, gördüğü her şeyi beyninin bi kıyısında inatla barındıran insanlar var. Habire biriktirmişler. Öyle kendi kendilerine yaşıyolar. Pek kimseye anlatmıyolar. Zaten nası anlatacağını düşüne düşüne anlayanlardan olmadıklarından nası anlatacaklarını pek de bilmiyolar. Diğer insanlar saygı duyup uzak durmayı tercih ediyo. En büyük eğlenceleri kafalarındakini birbirine çarptırmak. Sık sık "aslında" diyolar. Arada "keşke" diyolar. Bişeye dalıp neye tasalandıklarını hep unuttuklarından gerçek hayatla ilgili herhangi bi fikir edinebilmeleri de zor oluyo. Taptıkları yazarlar, fellik fellik arayıp tüm filmlerini buldukları; anlatmaya, paylaşmaya kıyamadıkları yönetmenler var. Başkalarının onlarla ilgili yorumlarını duymaya tahammul edemiyolar. Öyle kendiliğinden olmuş hepsi. Uğraşılmadan özen gösterilmeden olmuş. Naapmışlarsa güzel yapmışlar ya da hiç yapabilecek güçleri olmamış. (olsa güzel olurmuş ama.) Haliyle anlıyo gibi görünmeye değil anlamaya çalışmışlar. Çok yaşamıyolar.
Bi de orjinal benzeri açık parfum misali heh bu filmi de seyrettim diğerini seyrediim tamamlansın da koyiim diğerlerinin yanına diyenler var. Film izlerken bi kaç gönderme yakalayıp aha bunun hakkında da söyliiceklerim var artık diyenler var. En çok bunlardan var. Rastlamamak elde değil. Ben kızmıyorum. Acıyorum. Yani adım Ceren olsa ve olaya bi de şu açıdan bakabilsem mesela. Yani gerek yok. Kasmanın debelenmenin alemi yok. Sakin olmak lazım. İnsanın dilini çıkarıp salyasını akıtarak film izlemesi lazım. Çok mühim şeyler diil bunlar. Tercih meselesi. Biri size "egzistansiyalizmin etkilerinin postmodernizm tarafından damgalanmasıyla sabitlenmesi sonucu tesekkul eden yegane faktör" dediğinde göğsünüzü gere gere "hö?" diyebilmeniz lazım. Hatta biri size "faktör" dediğinde bile "hö?" diyebilmeniz lazım.
Aslında bunların bilinçle de ilgisi yok. Yazdım öyle.

estafirildak, 19.10.2004