esta sizler için öteki taraftan bildirdi

cehennem diyodum, acaba bu dünyada yapmaya başlayıp yarım bıraktığımız tüm işlerin devamını yapmaya zorlanacağımız bi yer midir? yani mesela yıllar önce elimize bi kağıt ve bi kalem alıp bir şeyler çizmeye başlayıp, sıkılıp kağıdın bi köşesine başka bişiyler çiziktirip, başka bi yerine smileyler falan koymuşsak, sonra haliyle bunalıp kağıdı göremeyeceğimiz bi yerlere kaldırmışsak öldükten sonra elimize o kağıdı verip bunu anlamlı bi resme dönüştür falan mı dicekler? ya da tahammül edemeyip yarısında salonu terk ettiğimiz filmlerin devamlarını izlettirecekler. yarısını dinlediğimiz şarkıları, seyrederken dayanamayıp kanal değiştirdiğimiz televizyon programlarını, bizi çok severken terk ettiğimiz sevgilimizi falan, hepsini önümüze çıkarıp her şeyi tamamlamamızı mı isticekler? öğrenmeye çalışıp sonra vazgeçtiklerimizi, artık görüşmek istemediğimiz bütün arkadaşlarımızı, arayıp sormadığımız akrabalarımızı, yarım bıraktığımız cümleleri, yarı yolda bıraktığımız insanları, birden bire tepemiz atınca kaçtığımız ortamları, cevap veremediğimiz soruları, hepsini karşımıza mı çıkaracaklar? tabağımızda bıraktığımız pilav arkamızdan ağlamamış olacak da karşımızda yağı donmuş halde devamını yememizi mi beklicek? eğer bi hesap sorulma hadisesi olacaksa her şey tamam olmalı. mesela bizi terk eden sevgilimize o kalkıp giderken izin vermediği için söyleyemediğimiz, hala söylemek istediğimiz, yıllardır dilimizin ucunda duran kelimelerden mamul, asla toparlayamadığımız o cümleyi öldükten sonra söyleyebilecek miyiz? hiçbir şeyin hiçbir şeyde hakkı kalmayacaksa böyle şeyler olmak zorunda.

peki ben bunları neden düşündüm? marketten dönüyodum. bomboş parka oturdum. ben sıkılmışım demek ki, herkesin çok sıkıldığını düşündüm. 4 tarafta da binalar, rastgele yanan ışıklar falan vardı. akşam haberleri saatiydi. telefonuma "bugün cuma, eğlence!" diye bi mesaj düşmüştü. ben hiç böyle cümleler kurmadım. eğlenen birileri vardı. fakat sıkılanlar her zaman çoğunluktadır. birgün herkesin içindeki sıkıntı aynı anda ve birden bire açığa çıksa bu binaları yıkabilir mi, dedim. ya da herkes nihayet sıkıntıdan patlasa bi gün. patlamaz. herkes sıkılmaya devam eder. kocalar akşam haberlerini seyrederken kadınlar ilmek geçirir falan. halbuki belki başka birşey olmak istemişlerdir. kadınlar striptiz yapmak istemiştir mesela. adamlar dansetmek istemiştir. herkes ama popstar olmak ister. bu da görülmemiş bi hesap misal. benim sesim çok kötü. ama sahnelere çıkıp bağırarak şarkılar söylemek istiyorum. cehennemde bütün insanlık benden bilmediğim yerleri ınınınını diye geçiştirdiğim şarkıları dinleyecek mi? dinleyecek misiniz ulan? dinlemek zorundasınız!

neyse, işte ben herkesin sıkıntıdan patlayıp patlamayacağını, patlarsa nasıl bi ses çıkaracağını düşünüyodum. (cılk olursa güzel olurdu. moka basmış gibi bi cılk.) patlamayacaklarına kanaat getirdim. iyi güzel de insanın içinde (göğsüne yakın bi bölgede) sıkılınca bi enerji oluyo. yüklü kocaman bişiy. herkese oluyodur. sanki şahane bişiy yapmak üzresiniz de kıçınız çok ağır olduğu için ertelemek zorundasınız gibi. ya da şahane bişiy yapmaktan daha şahane başka bişiyi daha sonra zaten yapacağınız için vazgeçmişsiniz gibi. işte tüm o şahane işlerinizin enerjisi göğsünüzün bi yerlerinde birikiyo. peki bi süre sonra sıkıntınız geçtiğinde o enerjiye ne oluyo? işte bütün o enerjileri öteki tarafta bu tarafta yarım bıraktığınız işleri tamamlamak için kullanacaksınız. pilav yiyeceksiniz o enerjiyle. pilavın yanına bi tick işareti koncak.

tabi bu öteki tarafta bu kısımdaki işleri tamamlama kısmı en çok intihar edenlerin moralini bozmuştur. heralde burdakileri kaldıramadıklarından gitmişlerdir. nebiliyim serin esen bahar rüzgarı falan bozmamıştır herhalde sinirlerini. ya da bayıla bayıla izledikleri bi film de bozmamıştır. böyle çirkin çirkin şeyler bozmuştur. yarım bıraktıkları resimlere kafaları bozulmuştur. gidiim de kurtuliim demişlerdir. işte onlar bi gittiler. hop! o resim karşılarında. kafalarında da bi zebani dikiliyo benden kötü olmasın. "tamamlamadan kalkmak yok. tamamlamadan nefes almak bile yok. hadi bakalım! çizerken o dili de içeri sok. nefes almadan yaşama yeteneğin de vardı aslında ama korkak olduğundan hiç deneyemedin. bakma öyle resme yoğunlaş, da vinci'yi falan düşün, ben kamyonu getiriyodum leonardo da vinci ehuehuehueuhu, hadi canım aslansın koçsun. çizecen valla, emir böyle!" tabi yapılan her işin bi anlamı olmalı. sen çizdin de bi anlama geldi mi bakalım o şey. gelmezse save etmeden iade. baştan başlanacak.

tabi böyle olunca insanın kafasındaki cennet fikri de netlik kazanıyo. yarım bıraktığınız işleri tamamladığınızda gece yatağa huzurla girersiniz ya hani. cennet böyle birşey olmalı diye düşünmüşümdür hep. cehennemde yarım kalan her şeyi tamamlayınca arkanızda hiçbir şey bırakmamış olmanın huzuruyla cennete gidiyorsunuz ve hurilerle sevişmeye başlıyorsunuz. güzel di mi? şahane.

ben de istiyorum tabi ki size harikulade haberler vermek. ama dünya böyle bi yer. tüm bunlar olmasa da kendi isteğinizle ya da kazara ölseniz bile ölen kişinin ?siz? olması, yani nereye giderseniz gidin gidecek olanın siz olması yeterince sinir bozucu zaten. bu kadar sinir bozucu şeyin üstüne haliyle neş?eli şeyler söylenemez. söylenir belki de ben bilmiyorum. allah söyleyebilir belki. o resim komik olmuş sil onu der. gülersiniz. nefes almadan gülmeyi öğrenin. bi de hurilerle hemen sevişmek istiyosanız ya hiçbir işe başlamayın ya da başladıklarınızı hemen tamamlayın. bu da estafirildak tavsiyesi. eyvallak.

estafirildak, 2.4.2006