dınn dınnnn

hep aynı manzara. bizim evde bayrammış kandilmiş yılbaşıymış böyle şeyler babamın yüz ifadesinden belli olur. kendisi üç milyon yaşında ve bu kadar zamandır istemese de geniş bi çevre edindi. hesaplı davranamadı. ileriyi göremedi. ileride insanların bu tip yıldönümü icatlarını falan sms aracılığıyla kutlayabileceğini hiç düşünmedi. düşünseydi küfesinden asla çıkmazdı. arkadaş sayısı geometrik artarken babamın teknolojiye ilgisi hep aynı kaldı. internette gezinmek, bütün işlerini pc başında yürütmek, bana fwd mailler yollamakla ilgili sıkıntıları yok. hatta benim iki mail adresimden birisi çok nadide dostlarımdan gelen mailler içinken diğerini spamlar ve babamın fwd mailleri için kullanıyorum. herneyse. mevzu bu diil. mevzu şu. her akşam binlerce kez yaptığım gibi odamdan çıkıp salona, babamların oturduğu odaya giriyorum. manzara; babamın bi elinde cep telefonu, diğerinde bi çıkarıp bi taktığı okuma gözlüğü. suratında limon dişlemiş gibi bi ifade. annem mütemadiyen tebessüm etmekte. tıkıtıkı telefon kurcalama seslerinin arasında periyodik olarak duyulan ses ise şöyle:

dınn dınnnnn(sms geldi sesi)
babam: eşşooleşşek
dınn dınnnnn
babam: eşşoleşşek
dınn dınnnn
babam: eşşoleşşek
dınn dınnn
(babam odaya girdiğimi fark et!)
babam: estaaaa kızım nolur yardım et yaa

(ben durumu fark et, kaçmaya çabala)

dınn dınnn
babam: eşoleşek, esta gel dedim
(esta tüm koltuklara sürtünerek, en uzun sürede babasının yanına ulaşır. )
ben: evet, neydi mesele (bilmiyorum sanki)
babam: kızım herkes kutluyo allah kahretmesin yaa.
ben: baba smsle bayram mı kutlanır ayıp bişi. boşver.
babam: olmaz kızım kutlamışlar cevap yazmak lazım.
ben: iyi peki, kaç mesaj geldi şimdiye kadar
babam: öee bakiim, okuduğum 27, 12 de okunmamış var.
ben: hepsine mi cevap yazıcaz?
dınn dınnnn
ben: eşoleşek

ben: senin de herkesten önce bi taslak hazırlayıp herkese göndermen lazım o zaman. bi cevap mesajı yazsam, herkese göndersem olmuyo di mi?
babam: kötü yetiştirdik seni, senin en kısa zamanda dale carnegie okuman lazım. bilmiyosun bu işleri.
ben: peki ne diim? birinci şevki bey, patron mu işçi mi bu neci? ona göre
babam: dur düşünücem, hayırlı, yok iyi, yok yok mübarek bayramınız, kızım sen yaz, bilmemne bişiysi o. ona göre. dini bütün bi adam, kutlu diil mübarek yazıcaksın.
elime telefonu alıyorum. bi mesaj yazmaya kalkıyorum, tabi ki herkese aynısını göndericem.
babam: bana cahil muamelesi yapma. öyle elimden telefon alırken tavır falan. sen yaz, bakıcam, öğrenicem.
dınn dınnn
ben: eşoleşek

bu böyle gider. çok acı çekiyorum ama başım dik, parmaklarım kuvvetli. her hareketimi babama öğretiyorum. ama bayramların arasında çok uzun boşluklar var, unutuyo, sonraki bayram baştan başlıyorum. milli bayramlar mevzuunu deşmiştik. dini bayramları da bu yüzden sevmiyoruz. o kadar sevmiyoruz ki her seneki bi öncekini aratıyo. her bayram bi sonrakinden önce ölmüş olmayı falan diliyoruz.

buradan şevki beye ve diğerlerine sesleniyorum: mail gönderin bari kutlu olsun diye. sms diil ya. yeminnen bozuşucaz. bayramda kristmısınızı kutlicam.

estafirildak, 03.11.2005