kızlaaar, oğlanlaaar, kafaaaam!

Coğrafya bilgim biraz zayıftır. Mesela dünya dönüyo da nereye dönüyo, pek emin değilim. Aynı şekilde, yatağınıza yatıp elinizi gardrobun olduğu tarafa doğru uzattıktan sonra baş parmağınızı işaret ve orta parmağınız arasından geçirmek suretiyle hareket çeker, bütün gece bu şekilde sabit kalırsanız, dünya döndükçe hangi gezegenlere hareket çekmiş olursunuz. Her gece bu şekilde uyursanız ömrünüzün sonunda evrenin yüzde kaçı sizin bu hareketinizden nasibini alır. Eğer baş parmağınızın ucundan 1000 derece sıcaklığında bi ışın yayıyo olsanız ve yere paralel değil de diyelim ki 30 derece açıyla tutsanız yerçekimi etkisiyle yere dönen ışınınız hangi semtte horlayan bi adamın kıçını tutuşturur. Özetlemek lazım. Hayattan bişi beklemiyorum. Hareket çeker vaziyette sabit durup sabahı beklemekten daha mantıklı bi iş olduğuna inanmıyorum. Canım çok sıkkın. Daha kötüsü canım herhangi birinin canının sıkkınlığı gibi sıkkın. Bazen yaşayan herkesin hayatı benim omuzlarıma yüklenmiş gibi hissediyorum. Sanki tüm insanlığın acısını aynı anda çekiyorum. Ahmet hamdi bi kitabının bi yerinde ‘herkes bütün hayatı kendiliğinden yükleniyordu’ diyo. Herkes yapmasın, ben herkesinkini yükleneyim istiyorum. Ama geceleri evrenin tamamını taramak için kullanılan parmak adedi sadece 1, o da benimki. Dolayısıyla insanlık nankör ve çektiğim acıya değmiyo.

Kızlarla aram genellikle bozuktur. Kendilerini çok ciddi buluyorum. Sürekli çalışan bi sorun çözme mekanizmaları var. Bi kıza başınızın ağrıdığını söylerseniz derhal ilaç bulmaya çalışır. Ben de öyleyim. Kaldıramıyorum. Kendimle de aram bozuktur.

Elinize bi sağlık ansiklopedisi alıp rastgele hastalık belirtilerini okumaya başlarsanız tüm hastalıklara yakalandığınızı düşünürsünüz. Ama belirtilerden birisi illa ki uymaz. Sonra da ben zaten bozuğum ondan uymuyodur yoksa kesinlikle bende bu hastalık var falan dersiniz. Hayatımın böyle olduğunu düşünüyorum. Bildiğim her şeyle yolum, fikrim, hissiyatım bazen kesişiyo ve hepsinin peşinden biraz gidip sonra vazgeçiyorum. Bildiğim hiçbir şeye benzemiyorum. Sapasağlamım. Hiçbi hastalığım yok.

Erkeklerle aram genellikle bozuktur. Mesafe koymakla ilgili sıkıntılarım var. Hoşlanmazsam küfredip kaçasım, azıcık hoşlanırsam boyunlarına yapışıp hayatımın sonuna kadar orda asılı kalasım falan geliyo. Genellikle uzun boylular ve omuzları bizimkilerden geniş. Kızlar bunu çok sever. Ben de severim. Uzak durmayı tercih ediyorum.

Uzun süredir sadece “bi kısa winston, box olsun.” diyorum. Konuştuğum insanlar sadece sigara satıcıları olduğu için dikkatli seçiyorum. Bazen hissiyatıma uygun dükkanı bulmak için kilometrelerce yürüdüğüm oluyo. Güleryüzlü ya da somurtkan esnaftan hoşlanmıyorum. Girdiğimde bana karşı hiçbir şey hissetmediğini gözlerinden anlamalıyım. Tezgahın arkasındaki adamı beğenmezsem dükkandan çıkabiliyorum.

Annemle de aram genellikle bozuktur. Lavabomuzun altında yaşayan cinler yüzünden. Şöyle ki her zaman yaptığım gibi makarnayı lavaboda süzüyorum. Arkamdan destur diye bi ses geldi. Kulhallahı hatırlamaya çalışırken arkama döndüm. Annem “sıcak su dökme lavaboya cinler var orda” dedi. 7-8 yaşlarındayken habire evden kaçtığım için apartmanımızın boşluğunda yaşayan şeytan canavarından daha kötü bi hayal ürünüydü lavabodaki cinler. Üstelik evden kanalizasyon yoluyla kaçmak gibi bi fikrim yok. “Höy?” demişim. “Başka bi kaba süz soğuyunca lavaboya dökersin” demiş annem. “Delirme!” demişim. “Çarpılırsan görürsün.” demiş. Annemin böyle bi insan olduğunu fark ettiğim an çarpıldım zaten. Cinlerle de aram bozuktur. Üstlerine habire kaynar su döküp arada tükürüyorum.

Engellilerin basket oynamasının bazı müslümanlarca kınanmamasına şaşırıyorum. Zira böyle aktivitelere girememeleri için engelliler ve birşeylere karşı çıkıyo gibi duruyolar. Basket oynayan engellileri seviyorum. Basket oynayan herkesi seviyorum.

Kardeşimle aram genellikle bozuktur. Büyüdüğünde kamikaze koşucusu olup koşup koşup birilerine çarpmak o da olmazsa büyük bi şirketin genel müdürü olmak isteyen aptal bi kardeşim var. arada odasına girip “sevgili kardeşim, odana niye benden başka hiçbi kız girmiyo, kızlardan hoşlanmıyo musun yoksa hihoho” deyip kaçıyorum. Kardeşimin de benimle arası bozuktur.

estafirildak, 06.09.2005