kötü hissetmek?

Bugünlerde bildiğim diğer günlerdekinden çok daha garip bi insan oldum. Üzerimde böyle bi durgun, vakur bi tavır, bi aldırmaz, oturduğum koltukta uyuyabilir, boş boş onlarca saat bakabilir bi hal var. Ancak kendi ruh hallerime öyle isimler falan takmayı beceremediğimden “geçer”demekle yetiniyorum. Fakat aslında geçmese de neden geçmedi ki, demem.

Hayat şöyle bişi. Bazen iyi hissedersiniz. Bazen kötü hissedersiniz. Nasıl hissettiğiniz çok önemli değildir. Mühim olan iyi ya da kötü hissettiğiniz zamanlarda nasıl davrandığınız, daha mühimi de birinden diğerine geçiş yolunuz. Yani elinize oyalanacak bişiler alıp hiçbir şey hissetmemeyi de başarabilirsiniz, çevrenizdekilere bağırıp çağırabilirsiniz de. En nihayetinde bişi hissedersiniz ve ruh haliniz bi öncekini dengeler. Ama sürekli kötü hissederseniz bu halinizi dengeleyen tek şey hep siz olmalısınızdır. Bi yandan kötü olmanın aslında o kadar da kötü olmadığını düşünüp diğer yandan aslında başka türlü de olabilirdi dersiniz ve neticede kötü hissetmeye devam edersiniz. Sonra başkaları kötü hisseder. Gelip size kötü hissettiklerini söylerler. Umrunuzda diildir ama bişiler söylersiniz. Bazen hoşlarına gider, azıcık düzelirler. Ertesi gün çok mutludurlar ve ne kadar eğlendiklerini dinlersiniz bu kez. Kötü hissetmeye devam edersiniz. Bunun bi izahı yok. Değiştirilebilir bi yanı yok. Onarılabilir bir şey değil. Nasıl burnunuz büyükse ya da misal çok zayıfsanız ve bununla yaşamanız gerekiyosa bu ruh halini de kabul edip bi kenara koymalı, sonra da alışmalısınız. Ama bunu da beceremiyosanız durum hepten boka sarıyo. Sizde bu hal kronikleştiğinden oturup birisine anlatmak saçma olduğu kadar yorucu da. Susuyosunuz o yüzden.

Eskiden sezercik vardı, artık havuç var. Eskiden küçük emrah vardı, artık polat var. Eskiden ağlayan çocuk vardı. Önüme koysalar bıyık çizecek kadar hislendirir beni. Yani artık ağlamak yok, efkarlanmak yok, hüzün falan bi işe yaramıyo. Kendinize bi şekil yapıp korumakla mükellefsiniz, canınız acımamak zorunda. Sevgiliniz sizde asla kendisinin yakınında olma hakkını görmemiş olabilir. Özledim demek romantik kaçar. Durursunuz öyle. Neticede birey olmuşsunuzdur ve sevgilisi olmak sizin tercihinizdir. Kararlarınızdan siz sorumlusunuzdur. Bunun öyle üzücü bi tarafı falan yok, kazayla olmamış, birileri bişeyleri tercih etmiş. O kadar. Yani hissiyata uygun yüz ifadesi ağlak olan değil. Hangisi olduğunu ben bilmiyorum. Ağlak ifadelerden hoşlanmıyorum. Hoşlananlardan da hoşlanmıyorum.

Tabi kötü görünmenin çekici olmayışının nedenleri de var bence. Misal kötü olduğunda herkes aynı olur. Habire o da zaten bana böyle yaptı ben de zaten bunu beceremedim, hayat da şuramdan vurdu falan dersiniz. Yalnızlığınızdan, çaresizliğinizden falan bahsedersiniz. Bi başkasının söyleyeceklerinden çok da farklı değil hiçbiri. Şu an içinde olduğum ruh halinde olan 100 kişiden 99 u tahminimce benim söylemek istediklerimin aynısını söylemek isterdi. O yüzden de hiçbirisinin görünen bi anlamı falan yok. Ben de hiçbirisini söylemeyip kötü hissettiğini bi yerlerde dillendirmekle ilgili yazmaya devam edicem.

Misal bakınız ssg de kendini kötü hissetmiş. Daha doğrusu kendini kötü hissedişlerinden birisini sözlüğe yazma gafletinde bulunmuş. Nolmuş sonra? Ardından yaklaşık 50 entry girilmiş, ssgnin moralini düzeltme kampanyaları falan düzenlenmiş. Daha önce böyle bişi yazmadığını yine altına yazılan entrylerden anlıyoruz. Algı seviyesi dibe vurmuş bi takım insanların içinde de kötü hissettiğini söyleyebilmek zor iş tabi. Koskoca ssg, kodların ilahı falan. Adamı çağırmışlar microsoft’ta çalışmaya başlamış. Pek çok kişinin hayalini bile kurarken oturduğu yerde söyle bi kıpırdanabileceği şeyler yapmış. Ama üzülmüş adamcağız. Aramıza hoşgeldiiii. Lütfen çıkmasın. Burda böyle biz gibi dursun, memleketine dönsün, artık hep böyle şeyler yazsın kampanyası tabi bence bunlar.

Yani kötüyüm demediğiniz sürece kimsenin sizin kötü hissedebilen bi insan olduğunuzu, hatta bi insan olduğunuzu bile anlayamadığını görüyoruz. Söylediğinizdeyse mühim bi insan olduğunuza kanaat getirmişlerse hemen sorun çözme devrelerini harekete geçiriyolar, yok öyle kendileri gibi sıradan bi insansanız da, ya ben de kötüyüm demekten fazlası ellerinden ne yazık ki pek gelmiyo. bu şartlar altında da aklı başında insanlar ne yazık ki kötü hissettiklerini kimseyle pek paylaşmıyolar. Biz de aklı çalışmayanların serzenişlerini dinleyip, okuyup duruyoruz. Bkz: estafirildak.

estafirildak.

estafirildak, 09.06.2005